Anasayfa | Sohbet Odaları | Blog Listesi | Grup Listesi | Zurnacı Arama | Davet Et | Zphoto | Arama | ZForum | Ilanlar | Zurna Store | ZMuzik Artistleri | Video Chat Yeni! | ZFilm

Switch to English

  Anasayfa  |  Alfabetik olarak dolaş  |  Ztaglerle dolaş
Yeni misiniz? | Giriş  

GirdilerGirdileri dolaş


DSP ve Solztagiyle ztaglenmiş girdiler
Bütün girdileri gör



Girdileri Sırala

Erdal İnönü, DSP ve Sol
Bu girdi çok hoş, başkalarına haber vermek için bu linki kullanayım:

1.

Sol kimdir, neye nasıl yaklaşır, hangi konuda nasıl tavır alır... gibi kıstasların belirsizleştirildiği örneklerden birisi de Erdal İnönü'nün ölümüyle birlikte yaşandı.

İnönü'nün ölümüne ailesinin, oligarşinin, iktidar koltuğunu paylaştıklarının yanı sıra, "sol"un bazı kesimlerinden de üzülenler, İnönü'yü "canı gönülden" uğurlayanlar oldu. Burjuva basında üzülmeyen kalmadı, tek bir Allah'ın kulu çıkmadı ki, Erdal İnönü'nün halka karşı suçlarını da hatırlatsın.

Örneğin, Cumhuriyet Gazetesi yazarlarından Orhan Bursalı, Hrant Dink ile İnönü'nün cenazelerini kıyaslayarak, "sol"un İnönü'yü sahiplenmesini yetersiz bulurken, Birgün Gazetesi Erdal İnönü'nün cenaze törenini "Dostlarının omuzlarında Erdal İnönü'yü uğurladık" başlığıyla verdi.

İnönü'nün dostları kimler olabilir, o kendisini kimlerin dostu olarak görüyordu? İnönü, politik olarak halkın mı, egemen sınıfların mı dostuydu? 1991 DYP-SHP hükümetinde koalisyon ortağı, halka karşı savaşın en yoğun yaşandığı bu dönemin başbakan yardımcısı olan İnönü'nün halkın dostu olduğunu iddia etmek, mümkün olmasa gerek.

Sırf bu dönemin katliam bilançosunda, binlerce "faili meçhul", evlerde ve sokaklarda devrimcilerin infazları, Güneydoğu'da 400'e yakın köyün yakılması vardır. Salt bunlar bile, İnönü'nün kimin dostu olduğunu göstermeye yetmez mi?

Yeterlidir. Fakat, Deniz Baykal'ın, politikalarıyla benzerliği açısından, İnönü'nün 1992 Ekim ayında yapılan "sınır ötesi operasyonu" için söylediklerini de hatırlatalım. İnönü, Kuzey Irak'a asker sokularak oluşturulan tampon bölgeyi Başbakan Yardımcısı sıfatıyla, "Güvenlik sağlanıncaya kadar orada kalacaklar" sözleriyle savunuyordu. "Girelim, güvenlik sağlanıncaya kadar da çıkmayalım" diye 15 yıl sonra İnönü'nün sözlerini tekrarlayan Baykal'a ırkçı, Kürt düşmanı diyenler İnönü'ye nasıl "sol" diyebilirler?

Bunlar sanki yaşanmamış gibi sol kimliği taşıyanlar Erdal İnönü'yü omuzlarda uğurluyorlar.

Erdal İnönü burjuva politikacılar içinde şu veya bu açıdan "farklı" olabilir, fakat bu Erdal İnönü'nün ülkemizdeki faşizmin infazları, kaybetmeleri doruğa tırmandırdığı bir dönemin başbakan yardımcısı olduğu gerçeğini değiştirir mi?

Eğer kıstasımız, Erdal İnönü'nün sınıflar mücadelesi içindeki yeri, rolü olmayacaksa, nasıl bir kıstasımız olacak, "aslında İnönü'nün niyeti iyiydi... İnönü'ye kalsaydı" gibi saçma, bilimselliği olmayan cümlelerle mi düşüneceğiz?

Örneğin Madımak Katliamı'nda da başbakan yardımcısıydı Erdal İnönü. Katliam sırasında, müdahale etmesi beklenirken o halkı oyalamayı tercih etmiş, sonrasında "Olaylara geç müdahale edilmesinde Cumhurbaşkanı Demirel, Başbakan Çiller ve Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş'in de benim kadar sorumluluğu var" sözleriyle suçunu kabullenmişti. Tersinden okursak, İnönü, kendisinin de diğerleri -Demirel, Çiller, Güreş- kadar sorumluluğu olduğunu itiraf etmiş, fakat sonrasında da katliamın gerçek boyutlarının açığa çıkarılması için hiçbir şey yapmayarak, suç ortaklığını sürdürmüştü.

Bunlar, Erdal İnönü gerçeğini anlatmak için yeterlidir. Ve kendini sol olarak tanımlayanların, alevilerin bunları unutmuş olması da son derece vahimdir.
*
Sol olmanın kıstaslarını belirsizleştiren bir diğer örnek de yine KESK, TTB, TMMOB tarafından örgütlenen 3 Kasım Ankara mitinginde yaşanmıştı.

Miting için yapılan toplantıya DSP'yi, SHP'yi çağırmaları, daha sonra mitingte DSP'nin seçim aracını kullanmaları, solun yakın geçmişi bile unutmasının ve icazetçiliğinin bir örneği oldu. Reformizm düzen içi politika alanına kabul edilmek için halkımızı yıllardır "sol" adına kandıran, "sol" adına sömüren, "sol" adına katleden CHP-DSP-SHP çizgisinden medet umuyor.

DSP'yi toplantıya çağıranlar, DSP otobüsünden konuşmalar yapanlar, bunları yaparken akıllarına hiç değilse, DSP iktidarlarında gerçekleştirilen Ulucanlar veya 19 Aralık katliamı gelmedi mi acaba?

DSP'yi toplantılara "sol" sıfatıyla çağıranlar şunu cevaplamak zorunda: DSP'nin solculuk neresinde var? DSP nesiyle solcu, emperyalizmin hangi politikasına imza atmadı da sol oldu? Bunları anlatsanız da herkes bilse... DSP'nin bile sol olabildiği zeminde hangi düzen partisi sol olmaz ki?
*
Erdal İnönü'yü uğurlayanlar, hakkında övgüler dizenler, DSP'yi solcu ilan edenler nasıl bir solculuk anlayışına sahiptirler?

DSP solculuğuyla, İnönü solculuğuyla, asıl yapılan sol kimliğin de belirsizleştirilmesidir. Bu pratiklerin sahipleri, sola, tamamen düzenle bütünleşmiş, sol olmayan bir "sol kimliği" dayatmaktadırlar! Bu pratik, devrimcilerin yıllardır CHP çizgisinin sol olmadığını anlatma çabalarına karşı girişilmiş açık bir bozgunculuktur. "Sol" sıfatıyla oligarşi adına sürdürülen aldatmacanın sürmesine zemin hazırlamaktır.

İlginç olan bir yan da şudur, ÖDP içinde Ufuk Uras solculuğunu eleştirenler aynı zamanda DSP'yi Ankara mitingine davet edenlerdir. Peki, siz Ufuk Uras'ın neyini eleştiriyorsunuz? Siz de aynı şeyi yapıyorsunuz. Peki Ufuk Uras sistem içi solculuk yapıyor da siz nasıl bir solculuk savunuyor ve uyguluyorsunuz?

Hiçbir fark yoktur reformizmin bu türleri arasında. Düzen içindeki konumlanışları ve politika yapış tarzları, birbirinin kopyasıdır.

Önce devrimcilik belirsizleştirildi, sulandırıldı. Kavramlar bozuldu, emperyalizm nedir, devrim nedir, sınıf nedir, sosyalizm nedir, örgüt nedir, parti nedir... ve devrimcilik nedir; tüm bu kavramlar yozlaştırıldı, uyduruk, anlamsız kavramlar bunların yerine geçirildi. Öyle bir hayal alemi yaratıldı ki, ülkeler işgal eden, milyarların açlığından, yoksulluğundan, ölümlerden, hastalıklardan, soykırımlardan, savaşlardan sorumlu emperyalizm, yeni kavramlarla "demokratik" ilan edildi, hümanist, insan hakları savunucusu ilan edildi. Oysa bunların gerçekle hiçbir zaman ilgisi olmadı.

Şimdi, katliamcılar, oligarşinin iktidarının en kanlı dönemlerinin iktidar partileri, "sol" ilan edilip, sol içinde meşrulaştırılıyor.

Solculuğun ve solun, katliamcılarla, emperyalist işbirlikçileriyle, oligarşik düzenin savunucularıyla, faşizmin uygulayıcılarıyla yanyana getirilmesi, zaten sola verilen ve verilebilecek en büyük zarardır.

SHP-DSP denilince akla, IMF programları gelirken, İnönü denilince akla Madımak, Ecevit denilince Ulucanlar, 19 Aralık gelirken, gelmesi gerekirken, yapılan tam bir aymazlıktır.

Solun dejenerasyonu ve düzen içi solculuk böyle başlıyor, süreç içinde daha açık savunuluyor. Nasıl ki, bugün AB'cilik sol adına açıktan savunulur hale getirildiyse, faşizm de, devlet terörü de, oligarşik düzen de, yasaklar, hak gaspları sömürü de aynı mantıkla meşrulaştırılacak, savunulacaktır.

 

 

kaynak                    www.yuruyus.com

hasnicktir_8
Kas 13, 12:15PM
 

Girdi eklemek ister misin?
Abone ol ya da Giriş yap (eğer zaten aboneysen).

Ztagler

Ztagle arama yap

Ataturk Ataturk Kimdir? ATATÜRK İNKILAPLARI (DEVRİMLERİ) ekşi sözlük istanbul piknitube tarkan tarkan tevetoglu turkce pop zurna sözlük 
[?]Daha...

Anasayfa | Zurna.com | HakkıMıZda | Kontak Kurun
Closo.com International Marketplace - MyCool.com Bulletin Boards, Blogs, Community - Gringoo.com Red Social, Blog, Communidad en Espanol -
Zurna.com
Turkce Chat, Sohbet, Blog, Forumlar - HipGeek.co.uk Laptops and Gadgets - SharpNotebooks.com Sharp Laptops