OPERASYONA CIKMADAN ONCE MEHMETCİGİN ANNESİNE YAZDIGI MEKTUP:(:(:(:(
Canım Annem;
Sen getirdin beni bu yaşıma…
Herkes benden götürmeye çalışırken
Bir çıkar uğruna;
Hep verdin kendinden bana çıkarsızca…
Hatırlıyorsun değil mi annem;
Şimşek çakınca korkardım,
Koynuna sığınır, o mis kokunla
Dalardım huzurlu bir uykuya…
Burada… Asker ocağında;
Senin kucağın yok annem…
Dağlar var,
Ulaşmaya çalıştıkça zirveleri uzaklaşan…
Havada barut kokusu var;
Senin sıcacık bağrının kokusu yerine…
Şimdi şimşeklerden korkmuyorum annem biliyor musun?
Dağlardan ateş kusan silahların sesinden,
Can dostum dediğim arkadaşımın kucağımda
Son nefesini vermesinden;
Bir de…
Babamla senin ellerini,
Canım Ayşe’min gözlerini bir daha
Öpememekten korkuyorum…
Annem…
Dün bombaladılar bizi yine…
Beş arkadaşım takıp kanatları
Yükseldiler gökyüzüne!
Onlardan ne istediler annem?
Hepsinin bekleyeni vardı,
Anneleri vardı, babaları…
Yolunu gözleyen sevdaları!
Niye annem, bu neyin savaşı?
Daha dün akşam…
Daha dün akşam tüttürürken sigaralarımızı,
Yarınlarımızı konuşmuştuk,
Hayallerimizi, bekleyenlerimizi…
Dilekler tutmuştuk,
Kayan yıldızların ardından…
Ama onlar şimdi yıldız oldular,
Kaydılar bu hayattan…
Annem yine silah sesi var karşı dağlarda;
Geliyorlar yavaş yavaş hissediyorum…
Eğer bir daha ellerini öpemezse oğlun,
Bil ki seninle, babamla
Ve kara gözlü Ayşe’mle
Kavuşacağımız günü cennette bekliyorum…
Ah… Annem…
Sol yanım… Sol yanım…
Vuruldum annem…
Kan sızıyor, göğsümden ellerime,
Bedenim üşüyor, uyuşuyorum anne…
Şimdi…
Başım düştü yere,
Yıldızları görüyorum gökyüzünde.
Anne…
Sen ne yapıyorsun orada!
Aaa baba sende mi?
Ya sen Ayşe?
Yıldızlar niye yavaş yavaş siz oluyor;
Ne oluyor bana anne?
Bekleyin beni…
Bekleyin…
Ruhum kurtuldu bedenimden,
Hemen yanınıza geliyorum…
dün kalabalık bir cadde de yürüyordum
karşıdan gelen bir adam baktı gözlerime
yaklaşarak yanıma merhaba dedi
hatırlamadın dimi çocukluk arkadaşını
baktım yüzüne,tanımak istercesine
ama yaşadığı hüsran vardı buğulu gözlerin de
aklar düşmüş saçların aralarına
o adamı tanıyordum yıllar öncesinde
oturduk bir kafede, anlattı kendini titreyen sesi ile
tanımazsın tabi yıllar yıprattı beni
hani kavak ağacın altında saklambaç oynardık bahçenizde
şimdi eser baçımda aynı ağacın kavak yelleri
geçmişini anlattı koyulduk sohbete
fırtınalı bir sabah evi yanmış ailesi de içinde
felaketini yaşadı tekrar,acısını gördüm gözlerinde
üzülerek ürperdim,şükür ettim halime
yıllar mı onu harcamıştı,omu yıllarını anlayamadım
yalnız şunun farkına vardım onun yaşadıklarında
tutunalım sevdiklerimize geç kalmadan
tekrar görüşmek umudu ile ayrıldık oradan.......