Her ikisi de Ne için tanışmak ister
Arkadaş olmak, Aktivite arkadaşı olmak, Sohbet etmek
Durum:
Benim Hakkımda:
BEN BU SİTEDE TANIŞTIĞIM VE AŞIK OLDUĞUM KİŞİ İÇİN BURDAYIM ADI DEEP34 ONU ÇOK SEVİYORUM AYRICA MESAJ FALAN YAZMAYIN ÇOK ÇİRKİN UKALA KENDİNİ BEĞENMİŞİN TEKİYİM BENİM HAKKIMDA BİLMENİZ GEREKENLER SADECE BUNDAN İBARETTİR
Sevdiğim Şeyler:
YAĞMUR DAMLASI
Zamanların birinde küçücük dünyasında yüreğinin kocamanlığıyla başı dertte olan bir yağmur kız varmış... Her zaman mutsuz, her zaman hüzünlüymüş. Büyük yalnızlıklar yaşarmış kalabalıkların içinde... Kendi yalnızlıgında çoğullaşarak... Kimsenin onu anlamadığını düşünürmüş.. Tek çabası hayata bir iz bırakabilmekmiş oysa.. Ama başaramazmış..
Ve yorulur , tükenir, dağılırmış.. Sonra yeniden rüzgar olur eser...
Yağmur olup yağarmış.. Geceye ay... Gündüze güneş.... Bahara çicek olurmuş... Kendi gücünün altında ezilen bir güçsüzlüğü varmış . Kendi ağırlığının altında ezilirmiş.. Taşıyamazmış yükünü.. Birine yaslanma,bir diğerine dayanma ihtiyacı duyarmış.. Ama herkes onun çok güçlü olduğunu düşündüğü için yardıma ihtiyacı olduğu akıllarına bile gelmezmiş.. En sevdiklerinin bile......
Ve o mağrur kız yağmurluğuna, rüzgarlığına söz gelmesin diye başı dik ama içinde darmadağın gülümsermiş.... En çok kuşları kıskanırmış.. En çok onları severmiş.. Hayat ona mutluluktan uçma şansını çok gördüğü için belki... Oysa başkaları hiç bir derdinin olmadığını söylerlermiş ona.. Sevgisizliğin bir dert olmadığını düşündükleri için mi?? Ama yağmur kız parayla alınamayacak şeylerin sevdasındaymış.. Aşkla inandığı her değer için soyunabilirmiş tüm varlığından.. Güzel evinden,sıcak yatağından,her rahatlığından vazgeçebilirmiş..
Çünkü aşk her türlü konforu barındırır içinde.. Aşkta denizler beslenir duygulardan...
Kuşlar öter.. Baharlar hüküm sürer.. Rüzgar ılıktır ve yağmur yumuşacık dokunur.. Hırslar yoktur..kavgalar ..didişmeler.. Bitmeyen bir kahkahadır aşk.. Ve dinmeyen bir çığlık... Ama aşk cesaret ister.. Tek korkuya yer yoktur!! Dünyası küçük yüreği kocaman o yağmur kız damlalarını tüketmedi hala... Hala yağıyor.. Ne zamana kadar yağabileceğini bilmeden.....
Sevmediğim Şeyler:
yapışkan tipler ve yalan
Zurna'da ne yapmak isterim?:
yeni kişilerle tanışmak sohpet etmek
Yardim etmek mi istiyorsun? O zaman dinle; yasama sevinci getir bana çokça olsun çabuk tükenmeyenlerinden. Ihtiyacim var bu ara unutmak üzereyim mutlulugu, unuttum sicak bir çayin tadini, esen rüzgarin serinligini, hadi durma öyle hatiralarimi canlandir, (yalnız iyi olan hatıralarımı)
KEŞKE DEEP
Hayat mutluluğun verdiği umutsuzlukla sona erer,
kimi zaman anlatır yasanmış öyküleri. Küçük bir çocuğun masumca akan, tertemiz gözyaşlarıyla baslarsın hayata...
Ve yasamaya koyulursun, mücadele etmekten yorgun düşmüşsündür biran... Sonra geçmişini düşünmeye başlarsın, biran hüzünlenirsin ve iki dudağının arasından bir tek kelime çıkar
"KEŞKE" ...
Düşündükçe hep keşke dersin. Ve insanin hayatına keşkeler girmeye görsün. Hayat boyu hep ayni kelimeyi telaffuz edersin. Düşünmek istemezsin biran... duraksarsın ve nerden düşündüm keşke düşünmeseydim ve yasamamış olsaydım dersin yine...
Görüyorsunuz ya... Keşkelerden kaçış yoktur.
Düşünmekte de ve düşünmemekte de keşkeler var. Diyorum ya insanin hayatına keşkeler girmeye görsün.
Aksam olmuştur artık, günün yorgunluğunu unutmuş uykuya dalmışsındır. Ve pencerene bu sabah güneş daha farklı doğmuştur, daha sıcak daha sevecen daha cüretkar doğmuştur dünyana...
Gözlerini açtığında farklı uyandığını hissedersin sanki geçmişi unutmuş gibi... ve daha
farklı başlarsın gününe. Daha umutlu ve daha siki sarılırsın hayata... Sonra bir kapı sesi duyarsın, gıcırtısı kulaklarını rahatsız eder. Bu kapı gönül kapındır. Mutluluğun bedenin okşadığını düşünürsün. Hiç ihtimal vermeden inanırsın, sevinir mutlu olursun. Kapıdan baktığında uzakta hafif bir gölgenin olduğunu fark edersin. Ve ağzın kulaklarına varmıştır. Bu aşk olmalı diye düşünerek koşar adımlarla,nefes nefes hızla yaklaşırsın gölgeye.
Ve ne göresin o gölge sadece bir toz tufanıymış.
Senin aşk dediğin meğer koca bir yalanmış. Ve kendine geldiğinde hayatin yine seni kandırdığını anlarsın. Ve yine KEŞKE dersin. Keşke inanmasaydım, keşke hayata koşmasaydım dersin hep...
Ateş bir gün suyu görmüş yüce dağların ardında sevdalanmış onun deli dalgalarına.
Hırçın hırçın kayalara vuruşuna,
yüreğindeki duruluğa demiş ki suya:
Gel sevdalım ol, hayatıma anlam veren mucizem ol...
Su dayanamamış ateşin gözlerindeki sıcaklığa al demiş;
Yüreğim sana armağan...
Sarılmış ateşle su birbirlerine sıkıca, kopmamacasına...
Zamanla su, buhar olmaya, ateş, kül olmaya başlamış. Ya kendisi yok olacakmış, ya aşkı... Baştan alınlarına yazılmış olan kaderi de yüreğindeki kederi de
alıp gitmiş uzak diyarlara su...
Ateş kızmış, ateş yakmış ormanları...
Aramış suyu diyarlar boyu, günler boyu, geceler boyu Bir gün gelmiş, suya varmış yolu Bakmış o duru gözlerine suyun,
biraz kırgın, biraz hırçın. Ve o an anlamış;aşkın bazen gitmek olduğunu.
Ama gitmenin yitirmek olmadığını...
Ateş durmuş, susmuş, sönmüş aşkıyla.
İşte o zamandan beridir ki:Ateş sudan,
su ateşten kaçar olmuş.. Ateşin yüreğini sadece su, Suyun yüreğini sadece ateş alır olmuş...
SÖYLE YAĞMUR ÇAMUR DEĞMEDİ YÜREĞİME ŞİMDİ BEN NERDEYİM SEN NERDE SÖYLE AY DOĞMADAN DÜŞMESİN YAŞ GÖZÜME ŞİMDİ BEN NERDEYİM SEN NERDE DIŞARDA KAR YAĞIYOR BENİM İÇİME YAĞMUR AĞLAMA İKİ GÖZÜM BİRAZ DAHA DUR YÜREĞİME BASA BASA YAR GİDİYOR