Temiz kalan tek yerdir devrim
bütün bir yıl
kirlenen duvarda
ama görebilmek icin
asıldığı çividen indirilmelidir
yapraklari biten takvim
Zorbalara direnmektir devrim
bir çocuğun
annesinin çantasından aldığı paraları
altına gizlediğini
söylememiştir dövülen
hiçbir hali
İçinde yaşamaktır devrim
dikiş kutusunun
ve toplu iğneler gibi
bir arada olmayı gerektirir
karşı koyabilmek icin zulmüne
makas denilen patronun
Gece ışıklar arasında koşmaktır devrim
ateş böceklerini
yakalamak isteyen çocukların
peşine takılır gün gelir
yanıp sönen mavi ışıkları
polis arabalarının
Kağıt bir gemidir devrim
bütün gemiler
hurdaya çıksa da sonunda
taşıdığı özgürlük şiiriyle
batmadan yüzer nicedir
dünya sularında
Ölülerimiz...
Sesleri dünyamız kadar bilge.
Birazdan kalkacakmış gibi
uzanıp bir sipere
koyulaşan
Ölülerimiz...
Bakışları
Uçmaya hazırlanan bir kartal kadar çevik
vurgunum
gizleyemem.
Sen bağrımı amansızca zorlayan siyahlık
Unutma
Öldürmekten daha kuvvetlidir ölebilmek.
DEVRİM nedir sen bilirmisin çocuk
Bir babanın
Çocuğuna koyduğu isimdir
DEVRİMCİ olması umuduyla.
DEVRİM nedir sen bilirmisin çocuk
İnsanların
Katlandığı acılar ve gördüğü işkencelerdir
Halkın kurtulması amacıyla.
DEVRİM nedir sen bilirmisin çocuk
Faşist saldırılardan yılmamaktır
Emperyalizme, oligarşiye, sömürüye karşı koymaktır
Özgürlük ve bağımsızlık uğruna.
DEVRİM nedir sen bilirmisin çocuk
Bütünleşmiş bir isimdir
DENİZLERLE, MAHİRLERLE, İBRAHİMLERLE
Sonu idam veya katliam olsa da.
Aşkların en güzelidir DEVRİM
Bir tutkuyla yaşamaktır.
"Geçmişi savunmak
Geleceği savunmaktır."
DENİZler olmak,
ÇAYANları anlamak,
İBOları yaşatmaktır.
Bedenen olmasa da
Düşüncelerinin yaşadığını göstermektir
Böyle yaşamaktır.
Ve doğru olan TEK YOLdur DEVRİM..!
Seviyorum seni
ekmeği tuza banıp yer gibi
Geceleyin ateşler içinde uyanarak
ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi
Ağır posta paketini
neyin nesi belirsiz
telaşlı, sevinçli, kuşkulu açar gibi
Seviyorum seni
denizi ilk defa uçakla geçer gibi
İstanbul'da yumuşacık kararırken ortalık
içimde kımıldayan birşeyler gibi
Seviyorum seni
Yaşıyoruz çok şükür der gibi.
İşte geldik gidiyoruz
hoşça kal kardeşim deniz
biraz çakılından aldık
biraz da masmavi tuzundan
sonsuzluğundan da biraz
ışığından da birazcık
birazcık da kederinden
bir şeyler anlattın bize
denizliğin kaderinden
biraz daha umutluyuz
biraz daha adam olduk
işte geldik gidiyoruz
hoşça kal kardeşim deniz
guneşli bir günde doğdum en sert rüzgarlar arasına ,
ya rüzgardan ya güneşten bir parça değdi yüreğime,
kımı zamn güneş kadar sıcak olan yüreğim
kimi zaman en sert rüzgarlar gibi eser oldu
ne zamankı öğrendim özgürlüğümü
dedimki ben güneşten gelen rüzgarım
güneşten gelen rüzgar
eserse saçalrının arsında bir yaz gunu bir rüzgar bilki dostum aklımdasın...
sevmek gibi geliyordu her şey,
sevmek gibi gidiyordu kadın
adının anlattığı, canın teni yakmasıydı,
bir bulut evet ama aslolan
bulutun suyu yağmasaydı...
"bir insanı sevmekle başlıyordu her şey"
ve boşanmak için
en az iki şahit gerekiyordu!
Değişir rüzgarın yönü
Solar ansızın yapraklar;
Şaşırır yolunu denizde gemi
Boşuna bir liman arar;
Gülüşü bir yabancının
Çalmıştır senden sevdiğini;
İçinde biriken zehir
Sadece kendini öldürecektir;
Ölümdür yaşanan tek başına
Aşk iki kişiliktir.
Bir anı bile kalmamıştır
Geceler boyu sevişmelerden;
Binlerce yıl uzaklardadır
Binlerce kez dokunduğun ten;
Yazabileceğin şiirler
Çoktan yazılıp bitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.
Avutamaz olur artık
Seni bildiğin şarkılar;
Boşanır keder zincirlerinden
Sular tersin tersin akar;
Bir hançer gibi çeksen de sevgini
Onu ancak öldürmeye yarar:
Uçarı kuşu sevdanın
Alıp başını gitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.
Yitik bir ezgisin sadece,
Tüketilmiş ve düşmüş, gözden.
Düşlerinde bir çocuk hıçkırır
Gece camlara sürtünürken;
Çünkü hiç bir kelebek
Tek başına yaşayamaz sevdasını,
Severken hiçbir böcek
Hiç bir kuş yalnız değildir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.
En güzel günlerimin
üç mel'un adamı var:
Ben sokakta rastlasam bile tanımayım diye
en güzel günlerimin bu üç mel'un adamını
yer yer tırnaklarımla kazıdım
hatıralarımın camını..
En güzel günlerimin
üç mel'un adamı var:
Biri sensin,
biri o,
biri ötekisi..
Düşmanımdır ikisi..
Sana gelince...
Yazıyorsun..
Okuyorum..
Kanlı bıçaklı düşmanım bile olsa,
insanın
bu rütbe alçalabilmesinden korkuyorum..
Ne yazık!..
Ne kadar
beraber geçmiş günlerimiz var;
senin
ve benim
en güzel günlerimiz..
Kalbimin kanıyla götüreceğim
ebediyete
ben o günleri..
Sana gelince, sen o günleri -
kendi oğluyla yatan,
kızlarının körpe etini satan
bir ana gibi satıyorsun!.
Satıyorsun:
günde on kaat,
bir çift rugan pabuç,
sıcak bir döşek
ve üç yüz papellik rahat
için...
En güzel günlerimin
üç mel'un adamı var:
Biri sensin,
Biri o,
biri ötekisi...
Kanlı bıçaklı düşmanımdır ikisi...
Sana gelince...
Ne ben Sezarım,
Ne de sen Brütüssün...
Ne ben sana kızarım
ne de zatın zahmet edip bana küssün..
Artık seninle biz,
düşman bile değiliz..
yürümek;
yürümeyenleri arkasında boş sokaklar gibi bırakarak,
havaları boydan boya yarıp ikiye
karanlığın gözüne bakarak yürümek..
yürümek;
dost omuzbaşlarını omuzlarının yanında duyup,
kelleni orta yere
yüreğini yumruklarının içine koyup yürümek ..
yürümek;
Ölüm çığlıkları yükseldi dağlardan
Merhamet kapımıştı kapılarını insanlığa
Anaların feryatları bebelerin lorileri
Dağlıyordu yürekleri ey hewar... wuy de lori...
Kan revan içindeydi Mercan Vadisi
Ve bir kanlı mercan şafağında
Vuruldum tam onyedi yerimden
Bir baharın acılı deviniminde
Körpe bir ömrün mahsunluğunda yitirdim seni
Göz göze, eleleyim paramparça yüreğimle
Acılanırım kaderime acılanırım ardın sıra bu talihime
Ne dağların gölgeleri ne mavi göğün denizi
Dindirebilir bu acımı
Ben ak mintan bir aşkın esareti
Sen benim serçe adımlı yalnızlığımsın (beheycan)
Yorum yapmak ister misin? Abone ol Abonelik ücretsiz!, veya Giriş Yap! (eğer zaten aboneysen tabi!).